Haber: Osman
BEKAR (MANİSA)
- Eylemlerini sürdüren İmbat Madencilik işçilerini ziyaret eden YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, bir şehrin geleceğinin iki özel şirketin inisiyatifine terk edilemeyeceğini belirterek devletin burada mutlaka devreye girmesi gerektiğini söyledi. YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, ücretleri ile işçilikten doğan alacaklarının ödenmesini isteyerek Soma'dan Ankara'ya doğru yürüyüşe geçen İmbat Madencilik işçileriyle Kırkağaç Çamlığı'nda bir araya geldi.
Bakırlıoğlu, ziyaretteki açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Cumhuriyet ne demektir? Kimsesi olmayanların kimsesi demektir. Bize düşen görev, cumhuriyetimizi yeniden kimsesizlere kimse olacak hale getirmektir.
Çalışmalarımızı da mücadelemizi de bu amaçla sürdürüyoruz. Gelecek hafta Enerji Bakanı'nın büyük olasılıkla Meclis'e gelmesi bekleniyor. Bakan geldiğinde, burada tanık olduğum durumu, karşılaşılan güçlükleri ve sorunları doğrudan yüzüne ifade edecek, harekete geçilmesini talep edeceğiz.
O dönemler artık geride kaldı; 'Özel sektör ödemesini yapmıyorsa benim elimden ne gelir?' deme imkânı yok. Burada söz konusu olan, bir şehrin kaderidir. Bir şehrin yarınları iki özel şirketin kararına terk edilemez.
Devletin burada kesinlikle devreye girmesi gerekiyor. Yetkililere ve iktidara bu meseleyle ilgili uyarılarımızı ileteceğiz. Bu termik santralin özelleştirilmesi ne zaman gerçekleşti?
Özelleştirme sonrasında Soma'nın dengesi bozuldu. Burada hayatını sürdüren herkes bunun farkında; gerçek olan budur. Üzerinden 10 yıl geçmesinin ardından şirket iflas etti ve Elektrik Üretim AŞ, Türkiye Kömür İşletmeleri'ne (TKİ) borcu karşılığında burayı devraldı.
Öyleyse neden 10 yılın sonunda başlangıç noktamıza geri döndük? Bir düşünün; 10 yıl öncesinde bu termik santralin işletmesini zaten Elektrik Üretim AŞ yürütüyordu. 10 yılın ardından bir kez daha aynı yere gelindi.
Üstelik bunlara ek olarak TKİ'nin en az 15 milyar liralık alacağı bulunuyor; başka bir deyişle ortada büyük bir kamu zararı söz konusu. Öte tarafta da ücretini alamayan, dengeleri altüst olmuş bir Soma duruyor. Anlatmak istediğimiz mesele tam da budur." Madencilerden biri de tepkisini şu ifadelerle aktardı: "Burası, kimi nedenlerle bugün neredeyse iflas bayrağını çekmiş halde.
Devlet yetkililerinden bu meseleye vakit kaybetmeden müdahale etmelerini talep ediyoruz. Yarın yeniden burada bir araya gelmek ve başımıza gelenleri böyle duyurmak istemiyoruz; zira bizim açımızdan burası son duraktır. Bunun ötesinde gidecek yerimiz yok.
Ücretlerimizin ve yılbaşından sonraki sosyal haklarımızın durumu ne olacak? Geleceğimizi görebilmek istiyoruz. Bundan 21 gün önce 5 arkadaşımız hayatını kaybetti; ücretlerini dahi alamadan yaşamlarını yitirdiler.
Aynı şeyin bizim başımıza gelmesini istemiyoruz. Devlet yetkilileri bize hor bakmasın. Biz, bir avuç insandan oluşan Soma'yız.
Geçmişte 301 canımızı yitirdik; o arkadaşlarımız da geçimlerini sağlamak için yer altına inmişti, baba ile oğul birbirlerine sarılarak hayatlarını kaybettiler. Bizim de sonumuz böyle mi olsun?" Bir diğer madenci de şunları söyledi: "Böylesine zehir zemberek bir düzen içinde daha kaç canımızı kaybetmemiz gerekiyor? 301 arkadaşımızın şehit düştüğü o dönemde ücretlerimiz asgari ücretin bile altındaydı.
Özgür Başkan sayesinde ücretlerimize bir miktar iyileştirme getirilmişti. Ne var ki o 5 arkadaşımızın kaybının acısı henüz dinmedi; yasımızı dahi tutamadan bu meselelerle uğraşıyoruz. Bu ülkede madenciler olarak daha kaç canımızı yitireceğiz? Bize yazık oluyor. Bizler, hakkının peşinde olan yoksul insanlarız."




